25 Mayıs 2013 Cumartesi

Kadir Gecesinin Hatırası ve İbadetleri Birleştirilmelidir



Peygamberimiz: “Kim, Kadir gecesini imanla ve ecrini Allah’tan umarak ihya ederse, onun geçmiş günahları bağışlanır.“ buyurmuşlardır. İslam hiçbir zaman dış görünüşçü ve şekilci bir din değildir. Zaten bunun içindir ki Resulallah, bu gecenin kutlanmasında "iman etmeyi ve sevabını Allah'tan beklemeyi" şart olarak ileri sürmüştür. Bunun nedeni, yapılan kutlamanın "iman etmek suretiyle" bu gecenin kapsadığı büyük anlamları canlandırması, ve sadece Allah'ı gözeterek, O'na samimiyetle bağlı kalarak ve "sevabını Allah'tan bekleyerek" gerçekleşmesi içindir. İşte insanın kalbine ancak böyle bir kutlama, böyle bir ihya etme sayesinde Kur'an'ın indiği mana ile bağlı birtakım gerçekler dolabilir, (doğabilir).

Kur’an terbiyesinin metodu, ibadetle vicdanlardaki iman hakikatlerini birbirine bağlamaktadır. İbadeti, bu hakikatlerin canlandırılması için, açıklanıp canlı bir şekilde tesbiti için bir vasıta kılar; onun sadece düşünce sınırları içinde tutulup bırakılmasına müsaade etmez. Bu metodun, vicdanlarda ve fiiliyat aleminde söz konusu hakikatlerin dirilmesi için en uygun metod, en elverişli sistem olduğu ortadadır, bu kesindir. Şüphesiz ki bu hakikatleri, ibadete dayalı olmaksızın ibadet yolunun dışında düşünmek mümkün değildir; sadece teorik olarak kavramak onları var edemez ve fert ve toplum hayatında bu hakikatler itici bir hareket meydana getiremez, müessir bir güç olarak mevki tutamaz. Kadir gecesini hatıralarıyla yad edip, iman ederek ve sevabını umarak ihya etmek, (yani hatıra ve ihya, bu ikisini birbirine bağlamak), İslam’ın sağlam terbiye metodunun önemli bir yanını teşkil eder.“  İsmi ve soy ismiyle müsemma merhum Seyyid Kutub’un ruhu şad olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder