Peygamberimiz: “Kim, Kadir gecesini imanla ve ecrini
Allah’tan umarak ihya ederse, onun geçmiş günahları bağışlanır.“
buyurmuşlardır. İslam hiçbir zaman dış görünüşçü ve şekilci bir din değildir.
Zaten bunun içindir ki Resulallah, bu gecenin kutlanmasında "iman etmeyi
ve sevabını Allah'tan beklemeyi" şart olarak ileri sürmüştür. Bunun
nedeni, yapılan kutlamanın "iman etmek suretiyle" bu gecenin kapsadığı
büyük anlamları canlandırması, ve sadece Allah'ı gözeterek, O'na samimiyetle
bağlı kalarak ve "sevabını Allah'tan bekleyerek" gerçekleşmesi
içindir. İşte insanın kalbine ancak böyle bir kutlama, böyle bir ihya etme
sayesinde Kur'an'ın indiği mana ile bağlı birtakım gerçekler dolabilir,
(doğabilir).
Kur’an terbiyesinin metodu, ibadetle vicdanlardaki iman
hakikatlerini birbirine bağlamaktadır. İbadeti, bu hakikatlerin canlandırılması
için, açıklanıp canlı bir şekilde tesbiti için bir vasıta kılar; onun sadece
düşünce sınırları içinde tutulup bırakılmasına müsaade etmez. Bu metodun,
vicdanlarda ve fiiliyat aleminde söz konusu hakikatlerin dirilmesi için en
uygun metod, en elverişli sistem olduğu ortadadır, bu kesindir. Şüphesiz ki bu
hakikatleri, ibadete dayalı olmaksızın ibadet yolunun dışında düşünmek mümkün
değildir; sadece teorik olarak kavramak onları var edemez ve fert ve toplum
hayatında bu hakikatler itici bir hareket meydana getiremez, müessir bir güç
olarak mevki tutamaz. Kadir gecesini hatıralarıyla yad edip, iman ederek ve
sevabını umarak ihya etmek, (yani hatıra ve ihya, bu ikisini birbirine
bağlamak), İslam’ın sağlam terbiye metodunun önemli bir yanını teşkil
eder.“ İsmi ve soy ismiyle müsemma
merhum Seyyid Kutub’un ruhu şad olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder