Kur’an, ümmete Kadir gecesi lütfedilmiştir. Fakat Kadir
gecesi ümmete Kur’an’ın indiği gece lütfedilmemiştir. Kadir gecesinin uhrevi
hazineleri, ilk vahiyden yıllar sonra mü’minlere açılmıştır, bildirilmiştir.
610 yılında Kur’an’ın indirilmeye başlandığı ilk vahiy gecesi Kadir gecesi
olmuş olsa da, bu büyük gizli lütfun ümmet için aşikare kılınıp yürürlüğe
konması, Kadir suresinin indirilmesi ile olmuştur. Dolayısı ile mezkur soruyu
şu şekilde çevirip sormak da mümkün: Kadr suresi ne zaman indirildi ise, işte o
vakit Kadir gecesi de ümmete lütfedilmiştir. Çünkü Kadir gecesinin bin aydan
hayırlı olduğu gerçeği –ki Hz. Rasul’e ve ümmetine çok büyük özel bir
armağandır - ancak bu Kadr suresinin indirilmesiyle birlikte anlaşılmıştır,
öğrenilmiştir. Ne var ki Kadir suresinin inzal tarihi bilinmediği gibi,
Mekke’de mi, Medine’de mi indiği dahi kesin olarak bilinememektedir. Bu konuda
üç yaklaşım ile karşı karşıyayız:
1. Kadir suresi ve dolayısı ile Kadir gecesi, -ekser ulemaya
göre- Mekke’de ihsan edilmiştir. İtkan’da: «Bunda iki kavil vardır, ekseriyyet
Mekki olmasıdır» demiştir. Buna dair daha ba'zı rivayet de gelecektir. Ayni
buna Ebu’l-Abbasın bila hılaf Mekkidir dediğini de ilave ediyor. Razi’de ve
Nisaburide Mekki’dir diye geçmektedir.
İbn Merdûyeh, İbn Abbas’ın “İnna enzelnahü fi leyleti’l-kadr
suresi Mekke’de indi.” dediğini kaydetmiştir. İbn Merdûyeh, benzer bir rivayeti
Hz. Aişe’den de naklen tahriç etmiştir.
Bu arada belirtmekte fayda var: Kadir sûresi, Ebu Zer rivayeti üzere
«İnna enzelnahü» sûresi diye de tesmiye olunmuştur.
2. Kadir suresi ve dolayısı ile Kadir gecesi, -ekser ulemaya göre- Medine’de ihsan edilmiştir. Ebu Hayyan: «Ekser kavlinde Medenidir, «Maamafih Maverdi aksini hikaye etmiş, Vahidi de Medine’de nazil olan ilk Sûre olduğunu zikr eylemiştir.» diyor.
Kadir gecesi hakkında rivayet edilen hadislerin en sahih olanı, o gecenin Bedir gecesi olduğudur, yani Ramazan’ın 17. gecesidir, en meşhur olan da budur. Hicretin ikinci yılında ilk defa bir aylık orucun farz kılındığı Ramazan ayında gerçekleşen Bedir Savaşında henüz daha Kadir gecesi diye bir şey biliniyor muydu? Bilindiğini gösterir sahih bir bilgiye rastlamış değiliz. Peki ashab efendilerimiz, ilk defa kadir gecesinden ne zaman haberdar oldular, muttali kılındılar.
Kadr suresinin Medeni olduğuna kail olan kimilerine göre: Kadr suresi, Bedir harbi günü (17 Ramazan) sabah namazından sonra inzal oldu. Bilindiği gibi inzal (indirme) demek, alem-i gaybdan şühuda çıkarma demektir. O sabah bir ömre bedel bir gecenin esrar hazineleri ümmete aşikar kılındı.
Kadir suresinin nüzul sebebi veya Kadir gecesinin lütfediliş
sebepleri ile alakalı hadis-i şeriflerin karakteristik yapılarını bir
değerlendirmeye aldığımızda, genel olarak Medine dönemi hadislerine ve
hadiselerine daha yakın durduğu göze çarpacaktır.
Hz. Hasan’ın “Peygamber (s.a.v.) hazretleri (sağken rüyasında), Beni Ümeyye'yi (tek tek halife olup) kendi (mübarek) minberi üzerine çıkmış gördü ve bu ona ağır geldi” hadisinden yola çıkarak, bazı müfessirler, “Hz. Peygamber'in minberi Medine'de konulmuş olduğu için bundan sûrenin Medeni olduğuna delil getirileceğini de söylemişlerdir. Beri taraftan, Ümeyyeoğullarının Mekke döneminde değil, Medine döneminde iken İslam’la şereflenmiş olmaları da Kadir suresinin Medeni olduğuna delalet etmektedir. Mekke döneminde o rüyayı görmüş olsaydı, herhalde Süfyan’nın neslinin istikbalde iman edeceği ve öyle ki ümmetin riyasetini dahi deruhte edecekleri gibi bir mana anlaşılırdı ki, bu ise o dönem itibariyle bir müjde olurdu, yüz ekşitecek, Rasulullah’ı rahatsız edecek bir rüya olmazdı.
Yine mesela: Onlardan birinde, Rasul-i Ekrem bin yıl Allah yolunda gündüzleri kılıçç kuşanıp cihat eden ve geceleri de sabaha kadar ibadetle geçiren bir İsrailli mü’mini nazara veriyor. Bu, tam Medine dönemi sahabesinden Allah ve Rasulü’nün istediği mü’minlik profilidir. Bu, Yahudilerin ciddi yoğunlukta yaşadıkları Medine ve çevresinde cereyan eden hadiselere ve bu hadiseler etrafında şeref-sudûr olan hadislere daha çok benzemektedir. Üstelik Mekke döneminde cihada (Allah yolunda savaşa) izin verilmediği için, o dönemde böyle bir hadiseyi anlatıp da sahabeyi ona imrendirmek, onların zaten kanayan ve kaynayan ruhlarına ateş dökmek gibi iradelerini ellerinden alıcı bir hitap, bir müdahele ve mualece olurdu. Hem cihada izin vermeyip hem de cihat etmeyi imrendirmek, nebevi irşat ile bağdaşır bir yaklaşım keyfiyeti değildir.
Diğer bir ip ucu da şudur: Mekke dönemi daha çok iman ve sabır dönemidir, pişme dönemidir. Amelden çok iman! Medine döneminde ise ameli hayata dair çok hükümler gelmiştir. Sahabe çokça ibadete sevkedilmiştir. Kadir gecesinin gizli bırakılmasındaki espri de zaten bütün bir Ramazan boyunca her gecede onu araştırarak bolca ibadet yapmak değil midir? O halde bu gizliliğin hikmetine en uygun olan Medine dönemidir. Çünkü Ashab’ın gece sabahlara kadar ibadet ettikleri, bol bol oruç tuttukları, evrad ü ezkar çektikleri, dua dua yalvarıp ağladıkları bir dönemdir o.
Bir başka hadise göre de: Allah Rasulü, yine İsrailoğullarından dört peygamberin seksen yıl hiç isyan etmeden Allah’a ibadette bulunduklarını anlatmış, ashab da buna hayran olmuşlardır. Neden? Elbette ki ashabı bir ömür, isyansız ibadete teşvik içindir bu imrendirme. Bu da yine Medine dönemi intibaını işaretlemektedir.
Bir de: Peygamber Efendimiz’in Yahudilerle yüzyüze doğrudan ilişki içerisine girmesi Medine döneminde olmuştur. Medine yahudilerinin zamanla girelemeye doğru giderken, ellerinden kaçırdıkları peygamberlik ve ona bağlı olarak riyaset açığı, onlarda mezarlıkları ön plana çıkarmış, tarihlerindeki faziletli zatları tekrar tekrar yücelterek onların arkasına sığınma, onlara tutunma ihtiyacı duymuşlardır. Tarihteki yahudi mü’minleri ile hal-i hazırdaki mü’minler arasındaki bir nevi fazilet mücadelesi –muhtemelen- böylece kıvılcım almış olabilir. Kadir suresinin nüzul sebepleriyle alakalı hadisler hakim olan böyle bir mukayese ve müsabaka keyfiyetidir. Allahü a’lem.
Hem ilk Kadir gecesinin tartışmalı olmasında, Mekke dönemi ile aralarında uzun bir zamanın geçmiş olması gibi bir vakıayı zihne getirmektedir ki, buna göre Medine dönemi daha ön plana çıkmaktadır.
3. Kadir suresinin iniş zamanı da, tıpkı Kadir gecesinin
kesin vaktinin gizliliği ve gizemliliği gibi ihtilafın ortasında meçhul
bırakılmıştır.
Keşşaf, Beyzavi ve Ebüssüud ve daha başkaları ise Kadir gecesinin nüzul tarihi ile alakalı olarak “muhtelefün fiha” diye kayd etmişlerdir; yani bu mesele ihtilaflıdır demişler ve bir tercihe gitmemişlerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder